2012

Açıkçası sonuna kadar izlemedim. Ve bu eleştiriyi kaleme alıyorum.. Çünkü göreceğimi gördüm.

Başından başlayalım, film başladı ve biraz sonra içimden “Da Vinci” (film) kelimesi geçti birden. Kitap, yazar, inanılması zor gerçekler şifreydi herhalde. Filmin popülizmi katalizör.. Çünkü öyle Davinciyle ilgili herhangi bir şey yoktu görünürde. Ve sıkı durun, biraz sonra Mona Lisa tablosu çıkmaz mı filmde. 2011’de mi ne müzedeki tablo alınıp İsviçre’deki bilmem nereye götürülüyor. Ve sahtesi konuluyor müzeye. Sanatı korumaya alıyorlar yani. Bu arada kıyamet falan kopacakmış hikaye, banka dedin mi de İsviçredir. Yahu anladık batılısınız be!…

Devlet başkanları falan toplanıyor sonra. Amerika başkanı tabii ki zenci ve olayı konuşup bir plan yapıyorlar. Olay dediğimiz kıyamet ha. Ve alınan karar da şu, bunu filmin akışından çıkarıyoruz, yoksa ıslak imza falan yok. Halka gerçekler söylenmeyecek -her zamanki gibi-  Bazı gemiler hazırlanıyor, bunlara bilmemkaç milyar dolar verenler binecek. O gemileri hiç görmedim, dediğim gibi filmi sonuna kadar izlemedim. Ama Titanic gibi bir şeyler olsa gerek. Kim ne para verdi, onu da bilmiyorum tabii. Görmedim.. Tabii kıyamet kopuyor ne doları falan. Belki de altındır…

 

Filmde tipik Amerikan dizi-sinema seviyesi hakim, ciddi eleştiriye gelirsek. Espiriler.. son ama en son anda kurtulu kurtuluveren antikahramanlar. Efekt ve efekt ve efekt.. “Bunu da nasıl yapmışlar yahu” dedirtecek cinsten şeyler. Öte taraftan ise her zamanki gibi karı koca ayrılmış, çocuklar var. Ve kadının da yeni bir erkeği tabii. Alın size saatlerce sürecek bir gerilim..  (Bu arada bu tip filmin babası Hero’dur. Dustin Hoffman’ın oynadığı) Filmin en komik sahnesi ise artık dağlar patlarken, herşeyi kendi kendisine araştırıp insanlara haber vermeye çalışan “çatlağın” alevler kendisine ulaşırken “benden duyduğunuzu unutmayın” deyip can vermesiydi. Yüzünde nirvanaya ulaşmış bir gülümsemeyle tabii..

Bu arada dünya çapında bir şey oluyorsa Vatikan kilisesi ve Dalaylama mutlaka gösterilecek ezberimizi de tazeliyoruz. Secde eden biri varsa o da Müslümandır. Bir tek Kabe’nin yıkılışı gösterilmiyormuş filmde. Amerikan açılımı gereği olsa gerek..  Ama açıkçası  film bana şunu gösterdi, yahu Amerikalılar hala Amerikan. Emmerich hala Emmerich. Düşünün kıyamet kopacak, devlet bunu sonuna kadar gizliyor. Yok anarşi çıkarmış borsa düşermiş.. Başkanın fedakarlığı olmasa ah, son anda söylüyor. “İnsanlar birbirine veda etsin..” Yani gel de ağlama şu sahnede. Bu ne güvenlik, düzen, müzen mefkuresidir Ya Rabbi. Allah, dua, tefekkür ara da bulasın filmde, “kıyamet kopuyor be”  Ama Mayalar demiş, olur o kadar. Mayaların dediği kıyamet bu kadar olur, ne bekliyordun. Din, iman, Allah, bunlar sonradan çıkmış şeyler..

Nedense aklıma Final Destination filmi geldi.

Amerikan sekülarizmi ve pragmatizmi filme sonuna kadar hakim. Ve filmi değil adeta bunu izliyorsunuz artık. Açıkçası bunu izlemekten de bıktık, onun için sonuna kadar izlemedim. Mesele kıyamet olunca hele kabak gibi sırıtıyor. Yahu firavun bile son anda imana geldi, nedir bu hep bir kurtarma, kurtulma psikolojisi be. Sıfır maneviyat.. Anca kişiler birbirini sevdiğini söyleyebiliyor, seviye bu. O nokta zirve… İnsan “kıyamet” denildiği zaman yaşam nedir gibi soruları sorar biraz. Az buçuk yahu.. Hakikati düşünür, yaratıcıya yönelir. Kıyamet kopacaksa da aynen böyle yaşamaya devam edeceğiz inadı var, başka da bir şey yok. İnsan ister istemez “kıyametin koptuğunu gözlerinizle görseniz de elinizdeki fideyi dikiniz” sahnesini düşünüyor, o maneviyatı farkediyor. O ki ölümü ve hayatı yaratmıştır, hanginizin daha güzel davranacağını görmek için.. ayetini düşünüyor.

Adam çıkmış “Amerikanın son başkanı olacağım..” diye üzülüyor üzüle üzüle. Karşısındaki ise “Siz elinizden geleni yaptınız” falan. Nedir be bu Amerika da Amerika. Bir de ferdten bahsedilir sürekli, birey falan.. Amerika’yı kaldırsan, Da Vinci’yi alsan insan olmak ne mümkün.. Aslında mantık bu. Tanrı’nın oğlu (haşa) İsa ve Hristiyanlık da işte bu figürlerden biri, onun için devam edip gidiyor. Çerçeveyi olabildiğince geniş tutuyorlar yani…

..ki aynen devam, “sarsılmayalım”

Muhammed ve İslam olmasın da… Mayaya bile eyvallah. İşte bu virüs asıl çeşitli adlar altında yayılıyor, yayılmış falan. Korkulacaksa domuz gribinden değil işte bundan korkulmalı. Öteki cesedi öldürür, bu ise ruhu…

 

…………

Rahman çocuk edindi” dediler.

Hakikaten siz, pek çirkin bir şey ortaya attınız.

Bundan dolayı, neredeyse gökler çatlayacak, yer yarılacak, dağlar yıkılıp düşecektir!

Rahman’a çocuk isnadında bulunmaları yüzünden.. (Meryem 88-91)

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

One thought on “2012

  • 09/12/2009 tarihinde, saat 16:37
    Permalink

    Yeryüzünde herşey-bir şekilde-Allah’ı nasıl unuttururuz! üzerine kurulu.Okuluma gidiyorum mescid yok.Şehrime çıkıyorum cam
    iler itici mimariye sahip.Hissiyatlı değil.Evime geliyorum dünya ile ilgili binbir türlü şikayetler.Tv ye bakıyorsun mankenlerin hepsi güzel,yakışıklı,zengin.Hep güçlüler var.Siyaset heleki Türk siyaseti insanı durmadan kişiyi ilgilendirmeyecek kadar bilgi bombardımanı dolu.Tabi ki Amerikan sineması da ‘zor ölümü’ yaşamakta.Ölmeyi bile beceremiyecek kadar aciz.O kadar bencil ki kendi ölümüne bile ağlatacak filmler yaparak gündemi işgal etmekte…zulümdeki sınır tanımazlığına rağmen ….derinlerden gelen katliam,darbe,işgal acılarının seslerine rağmen….. Kahrol…. Yarabbi bizi bi zihinsel işgalllerden kurtar…Bu işgali de kaybedersek başka kaybedecek birşeyimiz kalmayacak.

Yorumlar kapatıldı.

FACEBOOK HESABIMIZ