Download Instagram Photos

15 TEMMUZ GECESİ GENELKURMAYA NASIL GİRDİK

Aşağıdaki şahitlik kelime kelimesine alınarak verilmiştir.Umarız halkın zaferini pekiştiren bir şahitlik örneği olarak tarihte yerini alır.

“Darbe gecesi saat 23.50 de Kızılaya indiğimde meydanda üç tank ve iki zırhlı araçla ile elli altmış kadar halktan insanlar vardı. Zırhlı araçtakiler halka , halk da onlara buradan gidin deyip duruyorlardı.. Resmen ağız dalaşı. Ben eşim ve T… ile Erkan dört kişi daha oraya vardığımızda kalabalık altmış kişi kadardı. Ben ” Ordu kışlaya, Ordu Kışlaya ” diye slogan atıp halkı coşturunca halkta katıldı. “Darbeye hayır, Ordu kışlaya ” sloganlarını attırınca en öndeki tanktakiler bizi duymuş olacak ki tankla benim üzerime sürdü. Ben ve yanımdakiler geri çekilirken, halk da yuh çekmeye başladı. Oradaki yarı çiğnenmiş 07 plakalı bir aracın arkasına kaçtık, tank o aracı ve bir polis aracını iyice ezerek bizi tankla kovalamak istiyordu. Erkan ve üç tane genç de arkadan tankın üstüne çıktı kapağını açamadılar. Onları düşürmek, hem de bize vurmak için namlusunu 360 derece döndürerek bizi kovalamaya çalışıyordu. Tankın üstündekilere “antenleri kırın” dedim. Onlar da antenleri kırınca tanktakiler iyice çıldırdı. yön bizi kovalarken, tabelasını ,elektrik dirediğini, orta refüjdeki havuzu ve bordür taşlarını hepsini kırıyor, bizden birimizi çiğnemek için bizi kovalıyor, tank saldırırken Ayrancı tarafından gelen birkaç kişi bize yardıma koştu. Kırılan havuz ve bordür taşlarını paletlere sokarak tankı durdurmaya çalışıyorlardı. Tankla bu şekilde kovalamaca oynayarak Yargıtay’ın önüne kadar geldiğimizde Kızılay da kalan tank ve zırhlı araçlar, havaya ateş açarak ona yardımına geldiler, T..kızılaydaki halkı çağırıyordu. “sizde gelin” diye bağırarak ve el işaretiyle yardıma çağırıyordu, halkta onlara yuh çekerek bize doğru geldi. Arkadan gelen tanklar, Tankın önüne geçerek bulvarın Çankaya’dan geliş yönüne geçtiler. Yukardan gelen bir polis aracını ve içindekini ezdiler. Çıldıran tank en arkada Akay kavşağını geçerken çıldıran tank birden geri döndü ve hem üstündekileri düşürmek hem de bizlerden birini ezmek için tekrar manevra yaparak saldırdı. Biz kaçınca Eski Orman Bakanlığı olan TBMM ek binasının önündeki bahçe duvarını yıkıp yan devrildi. Bu arada Hasanı tankın namlusu ile duvar arasında kaldı, çekip çıkardık. Hasanın üç kaburgası kırılmış. 8 -10 kişi yan yatan tankı devirmek için ittik ama 40 tonluk tank devrilir mi ? Tank ileri geri manevralarıyla oradan çıkıp o da diğerlerinin arkasına düştü ve Meclisin duğu(Çankaya ) kapısının karşısında yerleştiler. Bu arada biz, Ayrancı ve Dikmen tarafından gelenlerle yüz yüz elli kişi kadar olmuştuk…. Biz tankları kovaladık diye seviniyorduk.( Sonradan anlaşıldı ki bunlar TBMM ni doğu kapısından girerek işgal etmek için orada vaziyet almışlar. O esnada Meclisteki bütün polisler Ankara emniyet müdürlüğündeki işgali önlemek için oradaki çatışmaya götürülmüş, meclisi yirmi kadar trafik polisleri koruyor. Meclisin Dikmen –batı kapısı polis otobüsleriyle kapatıldığı için bu tarafı seçmişler. Millet vekilleride doğu kapısından giriyolar) Tanklar kaçınca T….. bana “ Baba,bunlar kaçtı, Şimdi ne olacak ” dedi. Bende “Genelkurmaya gideceğiz”. dedim . “Orada ne yapacağız” dedi “Akar paşayı kurtaracağız”. dedim. Ben, T…, ve Hasan topluluğa bağırarak “arkadaşlar Genelkurmayda Hulisi paşayı rehin almışlar. Haydi hep beraber Genelkurmay’a yürüyün Paşamızı kurtaralım” diye bağırdık. Paşamızı kurtaralım diye o kalabalığı genelkurmaya doğru yönlendirdim. “Ordu Kışlaya”, “Darbeye Hayır”, “Hulisi Paşayı İsteriz” diye sloganlar atarak oradaki yaklaşık yüz elli kişilik kalabalıkla Genelkurmaya doğru yürüyüşe geçtiğimizde üzerimizde -sanıyorum kimsenin üzerinde çakı bıçağı dahi yoktu. Ve biz “Akar paşayı kurtarmaya gidiyorduk. ” Yürüyüşe geçen gurupla tam İçişleri Bakanlığını önüne kadar geldik. (Sanıyorum kalabalığın içindeki sivillerden birisi de darbecilere haber ulaştırıyordu. Genelkurmaya yürüyüşümüzü bildirmiş olsa gerek, bizim kovaladığımız ve kaçtığını sandığımız Meclisin doğu kapısında vaziyet alan tanlar (Ki bu tankların doğu kapısından Meclise girmek için vaziyet aldıklarını sonradan fark ettik), bu sefer Genelkurmayı korumak için harekete geçtiler. Arkamızdan yolun karşı tarafından hızla geçerek Genelkurmayın İnönü Bulvarı Eskişehir istikametindeki yolu kapatmaya ve nizamiyeye ulaşmamızı engellemeye çalıştılar. Bu bize büyük cesaret verdi. Bunlar geri çekiliyorlar darbe bitti diyordu insanlar… Bu arada sanıyorum saat yarımı çoktan geçmiş, 01 e geliyordu… Çankaya, Ayrancı ve Dikmen istikametinden de halk akın akın geliyordu.Dikmenden gelen ellerinde Türk bayrağı olan yaklaşık elli kişilik genç “ya Allah, Bismillah, Allahuekber diyerek bize katıldı. Onlara da “Ordu kışlaya”,” darbeye hayır”, “Akar paşayı isteriz” diye sloganlarda attırıyordum. Yeni gelenlerle Genelkurmayın önünde yaklaşık 300 kişiyi geçmiştik.. Arkasından Keçiören’den kızılaya doğru gelen yaklaşık ikiyüz kişilik gurup, Erkanın iletişim kurmasıyla Milli Müdafa caddesinden gelerek bize katıldı. Daha sonraları Dikmen, Ayrancı başta olmak üzere Tv lerin de yayına girmesiyle kalabalık iki üç bini buldu… (Sonradan öğrendik ki o zaman Meclisi 20 kadar trafik polisi koruyormuş, diğer polisler in bir kısmı İçişleri bakanlığını, bir kısmı da Ankara Emniyet Müdürlüğündeki çarpışmaya çekilmiş.)Allahın yardımıyla biz farkına varmadan Genelkurmayı kuşatmakla hem Meclise yapılacak baskını önlemiş, hem de darbecilerin planlarını bozmuş, komuta yetenek ve seyrini bozup alt üst etmişiz… Saat bire gelirken işte Genel kurmay baskınının başlangıcı böyle oldu….
Darbecilerin düzeni bozulmaya başlamıştı….
Genelkurmayın önündeki çatışmalar, Tankların genelkurmay karargahına girmesi, Helikopterle Meclise asker indirilmesinin engellenmesi, Genelkurmayın nizamiyesi önündeki çatışmalar ve hedef gözeterek edilen ateş sonucu ölenler,, Meçlisin Bombalanması, Arkadan gelen tankların insanları ezmesi, iki tankın yakılmaktan kurtardığımı ve tankların üzerinin branda ile örtülmesi suretiyle etkisizleştirilmesi, Genelkurmay şeref kapısı nizamiyesinin çıkış kapısı ve bahçe demirlerinin kırılıp halkın içeri girmesi, yaklaşık 50 kişilik askerin eratın içeri giren halka ateş etmeyip geri çekilmesi, pencere demirinin sökülüp, camı kırılan çay ocağından halkın genelkurmayın içine girip “Paşamızı isteriz ,, Ya Allah, Bismillah Allahuekber “ koridorlarda bağırılması,, içeri girenlerin komuta katı olan ikinçi kata kadar çıklıp “Paşamızı isteriz.” diye sloganlarla koridorlarda bağırılması, üçüncü kattan inen darbeci rütbelilerce halkın üzerine ateş açılması, çok sayıda sivilin öldürülmesi, Genelkurmayın içinde ölü ve yaralıların çıkarılması , ve halkın dışarı kaçması, , olaylarını anlatmadım. …Onları Polise ve Savcıya anlatacağım…..
Tv lerin halkın Genelkurmaya girdiğini ve genelkurmayında düştüğü şeklindeki haberleri naklen vermesi üzerine, bundan sonra darbeciler bittiklerini anlayıp büyük bir kinle helikopterle dışarıdaki halkın üzerinde yaklaşık 20-25 metre yükseklikten uçuşla, halkı hem makinalı ile taraması, hem de halkın bombalanması başladı. İşte o an darbenin bittiğini anladım… Çünkü önceki bombalamalar polislerin olduğu ve olabileceği yerlerdeydi, ve halkı korkutmak için boşluğa atılan bombalardı…Ama hiç kimse korkmuyor ve kaçmıyordu….…. İşte ben halkın üzerine yapılan o ilk doğrudan bombalanmada yaralandım. Halkın katliamı başlamıştı…. saat gece 02.33
Şunuda söyleyim: Kendisini Mehdi zanneden bir sapık, ve ona taparcasına inanan bağlanan mangutların darbesine karşı, siyasi kimliği, mezhebi, etnik kimliği hiç fark etmiyor herkes oradaydı. Üzerinde sadece şort olan gençlerden, küpelisine, on yaşındaki çocuklardan yetmiş yaşındaki ihtiyarlara, başı açık, başı kapalı her yaştan kadınların, kızların kimisi slogan atıyor, sloganlara katılıyor, kimisi dualar edip gözyaşı döküyordu…
Bu, mangutların darbesine karşı kaderini kendi eline almak için bir Milletin ayağa kalkışıydı…

A. Muhsin Türkmen

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 2

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız