buy Instagram followers

NEW YORKDA BEŞ MİNARE-3

İlk yazımız filmi bir nevi savunurken ikinci yazımız tabiri caizse yerin dibine batırıyordu. Üçüncü yazımızda artık film hakkında konuşulanları bir tarafa bırakıp salt filme bakalım, sanırım en sağlıklı bakış da bu olacak. 

Öncelikle film bir yere kadar gayet iyi gidiyor denebilir. Kurtlar Vadisinin daha profesyonel bir versiyonuyla mı karşı karşıyayız dedirtiyor hani. Çatışma sahneleri gayet iyi çekilmiş mesela ve daha gerçekçi Kurtlar Vadisinden. Adı geçmese de Hizbullah operasyonu olduğunu söyleyebiliriz bu sahnenin. Sonra Filistine yardım toplamaya çalışan bir başka cemaat. Bir iki sahne içinde kaybolup gidiyor. Ülkücüler bir sahnede Filistin için para bulacaklarını söylüyor. Yani iş tam Kurtlar Vadisine doğru giderken.. birden Deccal diye biri ve Amerika ayağı.

Ondan sonra gittikçe saçmalamaya başlıyor işte film. İkinci yazıda belirttiğimiz melek müslüman-şeytan müslüman noktasına doğru gidiyor. Filmin asıl derdi melek müslümanı göstermek olmasa imiş belki de çok iyi bir film olabilirmiş yani. Hizbullah olayı, ne bileyim Filistin  vurgulansa.. Ve o arada belli ki 28 şubat atmosferi gibi bir durum da var. Buradan Amerika, terorist müslüman algısı, buradan beslenen bir siyaset gibi gidebilse film azıcık. Yok.. melek müslümana gitmiş ve diğer herşey havada kalmış.

Sonra yine şeytan müslüman ortaya çıkıyor. Bu arada filmin tek kötü adamları bunlar ve açıkçası ne oldukları hakkında hiçbir vurgu, bahis yok. Melek müslüman hakkında da intibalar bir isim veriyor ama o da fazlasıyla imaj bir karakter filmde. Klasik aksiyon mantığı, kahramanımızın kötü adamlarla mücadelesi yok. Olmadı belgesel gerçekçi bir mantık işlesin, o da yok. Ve film bir ritim tutturamıyor bu yoklarla. Varsa yoksa görselliğe yükleniyor.

Dünyaya ne söylüyor peki filmimiz derseniz hele orası tam bir fecahat. Başta vurguladığımız Hizbullah operasyonunu dünya izleyicisi nereden bilecek. Türkiyedeki çoğu izleyici bile bunu salt aşırı dinciler olarak algılar. Dünya izleyicisi ise tabii ki El Kaide. Burada film bilerek fazlasıyla muğlak duruyor ki bu filmin pek çok açılımını da engelliyor kanımca. Yani dünyanın algısına da oynamak için muğlak durması. Çünkü de mesele melek müslümanın dünyaya gösterilmesi. 

Sonra arada yine birtakım göndermemsi laflar. Derin devlet çok çok zorlama ima edilmiş gibi oluyor falan. Yani iş süper ultra light bir Kurtlar Vadisi bile olamıyor sonunda. Bambaşka bir şeye bağlanıp bitiyor.

Ve böylece de ne Türkiyeye bir şey söyleyebiliyor açıkçası ne de dünyaya..

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 1

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız